|
|
|
#1 (permalink) |
|
Çok önemli şahsiyet.
![]() ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: Gökyüzünde Bir Yer. . .
Yaş: 21
Mesajlar: 7.725
Tecrübe Puanı: 9026
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
YaŞaMkSa YaŞıOrUm,öLmEkSe bEkLiOrUm
asLında beynimde karıncaLanmalar başLadı.. biLmiorum bazı şeyLeri yada biLmek istemiorum..şimdi ise küçük bir tebessüm var yüzümde. acıkLı güLücüklerin tesirinde kalmış hayaLLerim var benimDün Canım olan Yarın, Düşmanım olmaz benimYaşananların hatrı hep saklı kalır, Hatırları hep sorulur selamları hep alınırSildiklerim vardır bir de, onlar yanlışlarım vepişmanlıklarımdır Adları anılmaz, hatırları sorulmaz, Sadece beddualarımdır Vicdanla birlikte Şeref ararım ben sevdiklerimde. Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim Zaman gelir şerefsizleri de severim Her yerde gözüm kulağım vardır benim “Eksik söylemek yalan söylemek değildir”mantığındaki “Çok Dürüstler” Beni değil, kendilerini kandırırlar yalnızca Bilmezden gelişlerim,aptala yatışları Kaybetme korkumdan değil, Karşımdakilerin yalan söyleme potansiyallerine olan merakımdandır İnkar olmaz benim hayatımda Yaşananı, “yaşanmamış” saymam Sayanları da SAYMAM Kelimelere sığmaz, Sayfalar sürer beni anlatmak, Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın Yaşayan bilir beni, yaşamayan anlamaz!
__________________
.
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Çok önemli şahsiyet.
![]() ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: Gökyüzünde Bir Yer. . .
Yaş: 21
Mesajlar: 7.725
Tecrübe Puanı: 9026
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte,
yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden... Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan... Mutluydum rüzgarla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken, mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken... Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları yeryüzünde... Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin peşinde... Bazen bir kuşun kanadına karışır, uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte. Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana... Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında... Sığınırken bir kaya kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce... Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için...Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim... Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden... Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için... Yaşam olabilmek için... Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış... Sıcaktı toprak, gökyüzünün olamadığı kadar... Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle... Sevdim onu... Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte...Toprağın derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim... Zaman geçtikçe büyüdüm, çoğaldım... Yerimde duramaz hale geldim... Güneşi özledim... Yıldızlara merhaba demek istedim.... Terk ettim toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü gördüm yeniden... Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür... Aktım, gittikçe büyüyerek... Beni sarmalayan toprağa dokunarak aktım... Nereye gittiğimi bilemeden... Sadece yaşamı ögrenebilmek için aktım... Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı delicesine... Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana yaşam nedir diye sorduğumda... Büyümek istedim... Daha hızlı akmak, denize kavuşmak istedim... Aktım gökyüzünün görünmediği ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına ... Başakların rüzgârla dans ettiği ovalara geldiğimde duruldum... Onları seyredebilmek için yavaşladım... Sordum uçuşan kelebeklere yaşamı... Rüzgarla dans mı diye?.. Cevap vermediler bana... Denizi aradım uzaklarda, görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için. Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm... Gördüm orada canlılığı, başkaldırmışlığı, hasreti... Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak istedim... Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi... Sevişmek istedim onunla... Yaşamı istedim ondan... Dokunduğumda denize, balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize... Bir oldum onunla... Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum, okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım... Derinliğin sessizliğinde güzellikleri buldum... Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize? Cevap alamadım... İnsan olmak istedim... Yaşamın ne olduğunu öğrenirim diye...Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda... Yıldızlı bir gecede can oldum bir dişiyle... Büyümeye başladım içinde olduğum insana fark ettirmeden... Büyüdüm, büyüdüm... Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur verdi... Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim... Güneşe sarılmak istedim... Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim... Yaşamı insanlara sormak istedim... Işıkla tekrar kavuştuğumda özgürlüğümü hissettim yeniden... Küçük bir su damlasıyken gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi... Büyüdüm zamanla... Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte... Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler... Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime... Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak, bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini... O zaman anladım ki; YAŞAM SEVGİDİR... SADECE SEVGİ.
__________________
.
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Çok önemli şahsiyet.
![]() ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: Gökyüzünde Bir Yer. . .
Yaş: 21
Mesajlar: 7.725
Tecrübe Puanı: 9026
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ariane, kıyılarında dalgaların kudurduğu, Naksos
adasında yaşıyordu... Aşktan nasibini alamamış kederli kız Ariane, sevgilisi Theseus tarafından terkedilmişti. Bu acıyla ağlayıp sızlıyor, Theseus'a beddualar ediyordu. Bazen kıyıda kumlar üzerine uzanıyor, kumları gözyaşları ile ıslatıyordu. Bazen de denize hakim yüksek bir kayaya çıkıyor ve Theseus'u götüren mavi geminin uzaklarda kayboluşunu tahayyül ederek, ayrılık gününü içi yanarak anıyor ve bağırıyordu: -"Theseus! Duygusuz, taş gibi bir yüreğin var! Seni hangi dişi aslan dünyaya getirdi? Senin yanında ne kadar mesuttum. Her şeye boyun eğen bir köle gibi sana hizmet etmedim mi? Senin yorgun ayaklarını yıkayan ben değil miydim? Yatağının üzerine erguvan renkli örtüyü kim yayıyordu? Beni bu ıssız adada bırakıp gideceğine, babamın evine götürseydin. Bundan sonra ben ne yapabilirim? Benim kederimi kim dağıtacak, bana kim ümit ve teselli getirecek? Kıyılarında azgın dalgaların gürültüler çıkararak parçalandığı bu adada ben nasıl yaşayabilirim? Derin ve korkunç deniz beni babamdan ve tanıdıklarımdan ayırıyor. Hayatımın ilk baharında, bu kayalık, ıssız adada terkedilmiş bir halde ölecek miyim?" Bir gün, gönlünde sayısız kederlerin dolup taştığı güzel saçlı bakire, bitkin bir halde kıyıya uzanmış ve kendinden geçmişti. İşte tam bu sırada rüzgarda uçuşan sarı saçları ile esrarengiz bir delikanlı, Naksos adasına çıktı. Karaya ayağını basar basmaz, bu ıssız adanın güzel kızı genç Ariane'i uykunun kolları arasında gördü. Esrarengiz delikanlı, sonsuzluğun ve yalnızlığın kralı idi. Uzay'ın uzanıp giden boş sesizliğine hükmediyordu. Bütün bunlara rağmen yaşamdan mesut olmasını biliyordu. Genç kralın gönüllerden kederi kovan, muztariplere neşe ve teselli getiren bir tabiatı vardı. Güzel Ariane'e baktığında kalbi heyecanla çarptı, iri gözleri ile onun uyuyuşunu, bu güzel manzarayı doya doya seyretti... Zavallı Ariane bir kayanın oyuğuna uzanmıştı. Uzun saçlı başını sol kolunun üstüne koymuş, sağ kolu da ilahi çehresinin parlak ve tatlı güzelliğini çerçeveliyordu. Uyandığında genç kral ona yaklaştı: -"Güzel peri kızı", dedi. "Sen şanlı bir kralın sevgilisi olmayı hak etmeden evvel Theseus'un ümitsiz aşığı idin. İlkbaharın neşesiyle canlanmadan önce kış soğuğu ile uzun zaman uyumuştun." Böyle söylerken Kral, elindeki tacı, hoşuna giden bu güzel kızın dalgalanan saçları üzerine koydu. Fakat bu parlak taç, Ariane'in alnına dokunur dokunmaz; uzadı, göklere kadar yükseldi. Üzerinde bulunan kıymetli taşların, cevherlerin her biri, gökyüzünde birer yıldız oldu. Kralın Kraliçesini bulmasının ve birleşmelerinin hatırasını ebedi olarak saklamak için bu yıldızlar tacı, gökyüzünde çakılı kaldı. Artık Genç Kral'ın sonsuzluğu ve uzayın karanlığı yıldızlarla cümbüşlenmişti. Ariane'in iffeti, yalnızlığı ve kalbinin hüznü ona günün birinde sonsuz mutluluğu getirmişti. Bunun için binlerce yıldır yıldızlar onlara bakmasını bilen mutlu insanlara göz kırparlar......
__________________
.
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Çok önemli şahsiyet.
![]() ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: Gökyüzünde Bir Yer. . .
Yaş: 21
Mesajlar: 7.725
Tecrübe Puanı: 9026
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Forumda yazdığı ne kadar yazı varsa hepsini tek tek , sindire sindire okudum bu gece. . .
Bence kendine ait olan yazılarıda burada paylaşmalısın. Onlarda muhteşem. .
__________________
.
Konu Sh3yThaN tarafından (02.02.08 Saat 10:35 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Çok önemli şahsiyet.
![]() ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: Gökyüzünde Bir Yer. . .
Yaş: 21
Mesajlar: 7.725
Tecrübe Puanı: 9026
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Küçücük kalbimi sana açalı bugün tam bir yıl oldu. Gözyaşıyla yıkanmış, her saniyesinde özleme bulanmış tam bir yıl geçirdik birtanem. .
Hayat tesadüf derler ya inanmazdım sen girene kadar dünyama. Bazen düşünüyorum da gerçekten öyleymiş. Nereden bilirdim oyun oynamaya çabalarken hayatımın aşkını bulacağımı? Sana aşık oldum diyen bir çift göz karşısında hüngür hüngür ağlayacağımı? Nereden bilirdim İstanbul’dan Aydın’a nefes almak için yol alacağımı .) Geçen yılımda şarkılarla özümsemişim seni .) İlk zamanlar”Ama evlisin. . . “ derdim aşık olmaktan korkarak. Sonraları “Cenneti değişmem saçının teline. . . “dedik birlikte. . . Gel gitler arttıkça “Ne biçim sevgi bu üç kalp bir arada. . . “ dedim kalbinin bana ait olduğunu bile bile. “Seni çok sevmiştim. . .” dedim gözlerimden akan yaşlarla. Şimdiyse “Küçüğüm” diyorum “Küçüğüm öyle mutluyum ki iyi ki varsın”. . . Korkularla başladık aşkımıza. “Ya gidersen. . . “ daha birbirimizi tanımaya çabalarken bu korkuyu yaşardık hatırlar mısın? Gitmek yok derdim sana hep. Hiç bitmeyecek bizimki derdim. İşte yine söylüyorum “BİTMEDİ, BİTMEYECEK” Şimdi bu satırları niye yazıyorum bende bilmiyorum. Sanırım anlatmak istiyorum. Herkes duysun herkes bilsin istiyorum.Bu aşk ilk günkü heyecanıyla tam gaz ilerlemekte. . . Sevmiyorum şu saatin sesini,akmasın dursun zaman.herşeyin bir öncesi ve sonrası vardır derler ya; YALAN. senden önce vardım belki ama aşkım senden sonra olmayacağım inan. Birleşen ellerimizin ve kalplerimizin hiç ayrılmaması dileğiyle. . . SENİ HERŞEYDEN ÇOK SEVİYORUM HERŞEYİM. . . _EsRa_
__________________
.
Konu Sh3yThaN tarafından (02.04.08 Saat 07:31 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
|||||
Oleey.net